Mutluysan Müzik, Mutsuzsan Sözler

artık gerçek kişiliğimi buldum denilen gülümsemedir.
deneyimlemeler sonucu elde edilen hayatın aslında kendine yapay gülümsemeler ve dramlar oluşturduğu aşikardır.
kendi saflığını bulmak için sürekli kendini mutlu etmeye çalışma davranışları ölümüne kadar kendini izleyecektir.
bu durumda kafandaki bin bir türlü soruyla yaşayabilir ve ölebilirsin. ve seni herkes iyi, kötü şu bu diye niteleyebilir. ama sana asla deli demezler rahatlığı seni eksik biçimde küçük hayatına bağlar.
kendince safım denilen şeyin sistem içinde kendini bitki gibi yaşamanı sağlayan yegane gübre olduğudur.
ve son olarak kendine gerçek ben bu muyum? deme cesaretini göstermendir.

* Yaş geliyor 30’a halen Model dinliyoruz.

Gitmek cesaret ister ufaklık.

Gitmek cesaret ister ufaklık.
Gidecegin yer neresi olursa olsun.
Sevdiklerinle arana mesefe girince.
Varış yerinin hiç bir anlamı kalmaz.
Vedalaşmakta zor iştir biliyor musun?
Oturursun geminin kıçına.
Bakarsın sevdiklerine, gittikçe ufalırlar, ufalırlar, kaybolurlar
O zaman anlarsın işte.
Vedaşalmak asıl kalana değil,  gidene koyar!

Ne olmuş yani büyük adam olamadıksa?
Hayallerimizi satmadık ya ?..

hiç.

kendini inşa ederken, çok yerde hata yapacaksın. susmayı konuşmaya tercih eder hale geldikçe yaşlandığını anlayacak, anladıkça yalnızlaşacaksın. kimseler seni yalnız bırakmaya hevesli olduğundan değil-hoş, her anını sana adamaya ant içmiş kimseler de olmaz buralarda- sen kimselere tahammül edemez hale geldiğinden yapayalnız olacaksın.

söylenmemiş cümleler arasan da, hep aynı sesleri tekrar ederken bulacaksın kendini. defalarca aşık olduğunu sanacak, defalarca bu yüzden mutlu, defalarca “o yüz”den mutsuz olacaksın. seni dinlemediklerine üzülme, anlamıyorlardı zaten.

zannetme ki ilk gençlik sanrılarıyla yazdığın şiirler yaşlanıp utanacak kendinden.

sen, hep “o” olacaksın.
Okumaya devam et

ACZ

bu fani hayatta edebi olmaya değer ne kadar an ve saniye vardır? semada seher renkleri, yeryüzünde altın renkli bir sabah, çiçeklerden bir cümle, kuşların ahengiyle alkışlanan ilk aşk busesi, edebi olmaya layık değil midir?

insan, derin tahayyüller içinde kaybolup gittiği zaman, bütün kelimelerin tarif edemeyeceği -ruha karşı şimsek gibi açıldığı anda biten- bir sonsuzluk tebessümü olmaya layık olmaz mı? zavallı hafıza! günden güne yok olduğunu hissettiğimiz, vücut denilen şu toprak yığınının üzerinde durmadan yaşamaya çalışır durur. hüzün verici bir bakışı senelerce korur. bir sözü, bir tebessümü yıllarca saklar. etrafından baş dönmesi verecek şekilde büyük bir süratla geçen bütün hatıra ve üzüntüleri hemen kaydetmeye çalışır. bu tahammül edilmesi güç çalışma ile bütün kuvvet ve takati kaybolunca, bize ümit veren gelecek biter. hayatımıza refakat eden mazi, unutma denizi içinde mahvolur. o zaman, öldürücü surette yaralanmış bir asker gibi, bizi mezarın kapısında bırakarak, hizmetini terk eder.

Faryad

benim ümidimi benden alma Allah’ım
benim özlemiş kalbimi kırma Allah’ım
ben yuvamdan ayrıyım,başım gök yönünde
yararım yok,yorgunum dostlarımdan ayrı düştüm
fırtananın belası yüzünden kanatlarım kırılmış
benim ümidimi benden alma Allah’ım
benim özlemiş kalbimi kırma Allah’ım
benim yüreğimdeki ipek heves rengini yitirmiş
kafes içindeyken ben derdimi kime söyleyim
yazıklar olsun ki kader benim kollarımı bağlamış
gece gündüz boğazımda hıçkırıklar düğümlenir
feryad ediyorum bu fırtınanın elınden
aman bu fırtınadan.. aman bu adaletsizlikten
benim ümidimi benden alma Allah’ım
benim özlemiş kalbimi kırma Allah’ım
ben yuvamdan ayrıyım,başım gök yönünde
yararım yok,yorgunum dostlarımdan ayrı düştüm
fırtananın belası yüzünden kanatlarım kırılmış
benim yüreğimdeki ipek heves rengini yitirmiş
kafes içindeyken ben derdimi kime söyleyim
yazıklar olsun ki kader benim kollarımı bağlamış
gece gündüz boğazımda hıçkırıklar düğümlenir
feryad ediyorum bu fırtınanın elınden
aman bu fırtınadan.. aman bu adaletsizlikten?

Yağmuru İzlemek

kulağında Kings of Convenience – Homesick,
elinde bir kupa kahve ile..

mutluysan mutluluğuna mutluluk katar,
hüzünlüysen, daha da kötür eder seni,
daha da hüzünlenirsin.

kaçışan insanları görmezden gelirsin,
gözlerin düşen yağmur tanelerine odaklanır önce.
dalarsın uzaklara.
mutluysan, seni mutlu eden insanı
hüzünlüysen seni hüzünlündüren insanı düşünürsün.

elindeki kahvenin buharı, ya mutluluk ya gözyaşı kokar.

izlersin;
kendine benzetirsin bazen düşen yağmur tanelerini,

görürsün;
yağmur taneleri göl olur, birikinti olur yol kenarlarında
bazen boğulursun içinde.

güzeldir pencereden kendini izlemek.