Archive for Ekim, 2009

Özledim Şimdi Çok Uzaklarda

ranmalove014zm6Özlersin, nefes alamaz olursun, ruhun bedenini terketmiştir çoktan, yapayalnız kalırsın odanda, o çok uzaktadır, çığlıklar atarsın içinden, koşup gitmek istersin yanına ama mesafeler çokdan varamayacağın kadar olmuştur. Havada onun nefesi yokdur, yalnız başına yok oluyorum sanırsın. Ama tarifsiz heyecanlar yaşatır insana. Duygularını mektup olarak yazmak istesen belki de dünyadaki tüm ağaçların kesilip kağıt yapılması gerekir o duygu yoğunluğunu aktarmak için. O’nun o anda ne yaptığını hayal etmeye çalışmak, insanın hayal gücünün sınırlarını zorlar. “Şu anda ne yapıyor?” sorusunun cevabını aramak insanın içini kemirir özleyince. Ama adı üstünde “SEVDİCEK” insan onu özlemeyecekte kimi özleyecek.

Özlem, kanser hücresi gibi beyinden kalbe doğru taşmaya başlar. İnsanın mantığını kaybetmeye başladığı andır o an. Beynin mantık duvarları yıkılmış ve duygusallık ağır basmaya başlamıştır. Eski türk filmlerinin o can alıcı acıklı sahnelerini izliyormuş gibi olur insan. Ama bu sefer izlediği kendi filmidir ve en acıklı sahnesidir sanki o özlem duygusu. Bunu bu kadar acıklı yapan çaresizliktir…

Arada koca okyanuslar, dumanlı dağlar ya da uçsuz bucaksız çöller olabilir. Ayrı kalmak kaderdir o an için. Çaresizce bilgisayar başında beklersin, ya da gözün hep telefondadır. Bir haber bir mesaj için dünyaları verebilirsin o an. Her dakika bir asırdır o gibi zamanlarda. Yıllar, aylar, haftalar, günler, dakikalar hatta saniyeler hep ağır çekimdedir. Bitmeyen ders saatlerine müteakip sonsuz geceler. Uyursan çabuk geçeceğini sandığın geceler biter mi hiç? Uyuyabilir mi insan aklında sevdicek varken. Yaşanmış ya da yaşanmamış, milyonlarca anı gelir geçer gözünün önünden geceyle boğuşurken.

Sonuç hep aynıdır; çaresizlik. Yapacak bir şey yoktur sevgiliyi hayal etmekten başka. Geceleri sevgilinin hayaliyle uyur, sevgilinin hayaliyle uyanır insan. İçilen çayda, yenilen simitte sevdicekten bir parça vardır artık. Sevgilinin varlığı yerini hayaline bırakmıştır. Boğazındaki kocaman yumruğu yutmak zorunda kalırsın… Farkındasındır çaresizliğin ve mecburen zamana bırakırsın. “Çünkü zaman her şeyin ilacıdır…”

Add comment Ekim 7, 2009



RSS Güncel Haberler

RSS Teknoloji Haberleri

Maaşallah!

Yazmaya oturmakla belki hiç iyi etmedim. Çünkü sözle ifade etmek istediğimden daha çoğu içimde kalıyor. Kendi düşünceniz kötü bir düşünce de olsa, henüz içinizdeyken her zaman daha derindir. Ama söze döktüğünüz zaman daha gülünç, daha şerefsizce bir şey oluyor... Bunun tam tersi yalnız kötü insanlarda olur. Her zaman yalan söyledikleri için bunu yapmak onlara kolay gelir. Bense yalnız gerçeği yazmak istiyorum. İşte zor olan da bu ya! (Delikanlı, Dostoyevski)
-----------------------------------------------

Takip Edin!..

Kategoriler

Son Yorumlar

gözde on 14 Şubat’a inat, yaşasın…

Popüler Yazılar

Arşiv

SanSürat